Amberin Zaman: “Mesele Ergenekon yapılanmasının Erdoğan’ı ‘rehin alması’ ile alakalı değil

“Türkiye – Amerikan ilişkileri nereye koşuyor?” dosyası kapsamında gazeteci Amberin Zaman ile yaptığım röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.

ABD siyahi George Floyd’un polis tarafından öldürülmesinin ardından kendini protestoların içinde buldu. Eylemlere baktığımızda nasıl bir tabloyla karşılaşıyoruz? ABD toplumunun hassasiyetlerinin en başında sayabileceğimiz ırkçılığın karşısında kendiliğinden büyüyen bir direnişten, yani toplumsal bir hareketten mi söz ediyoruz yoksa Trump’ı devirmek için ABD’deki devlet – kurumlar arasındaki bir savaş mı söz konusu? Erdoğan’ın Trump ile kurduğu sıcak ilişkinin karşısında sürekli olarak ABD’nin yaptırım söylemleri ya da kararları ile karşılaştık. Bunun nedeni ne olabilir? ABD’de çatışan kurumların farklı Türkiye politikaları mı var?

ABD’de “çatışan kurum” söylemini oldukça abartılı buluyorum. Kurumlar arası görüş farklılıkları her zaman ola gelmiştir ama ABD’de sistem; yürütme, yargı ve kongre arasında oluşan denge mekanizmasına dayalı. Dış politikaya gelince… Yürütme nezdinde Dışişleri Bakanlığı eşitler arasında birinci sayılıyor. Dış politikaya Dışişleri Bakanlığı yön veriyor.  Pentagon dış politikada fikirlerini duyurabilir ama asla belirleyici değil. Dolayısıyla Pentagon’daki hâkim duygu “Türkiye düşmanlığı” olsa dahi bunu fiiliyata geçirme şansı yok. Yürütmede son söz ise Başkan’a ait. Ne var ki Trump yönetiminde bürokrasi ve kurumlar arası danışma mekanizması tümüyle kenara itildiği için olağan dışı bir dönem yaşanıyor. Türkiye’ye yönelik yaptırım talepleri ABD Kongresinden geliyor. 

Normalde Başkanlar herhangi bir yaptırımı ulusal güvenlik saikleriyle işleme koymayabiliyorlar. Ancak Kongre’nin Türkiye’nin S-400 füzeleri alımına karşı esasen Rusya’yı hedef alan CAATSA yaptırımlarına tabi tutulması talebi farklı değerlendiriliyor. Kongre üyelerine göre yasa gereği Trump Türkiye’nin S-400’lerden vazgeçmemesi halinde CAATSA metninin sıraladığı on iki yaptırımdan en az beş tanesini seçmek zorunda. ABD’nin Ankara büyükelçisi David Satterfield, S-400 konusunda ABD’nin yumuşamasının söz konusu olamayacağının altını çizdi.

İşaret ettiğiniz Trump’ın Erdoğan’a duyduğu özel sempatiden ötürü ayak sürüdüğü sır değil. Ancak Nisan’da tam yaptırımların devreye girmeleri söz konusu iken, Türkiye bir manevra yaparak S-400’leri hangara çekti. COVİD krizi bu bağlamda taraflara zaman kazandırdı. Ancak Türkiye, F-35 programından çıkartılarak şimdiden oldukça önemli bir yaptırıma fiilen tabi tutulmuş durumda.

Evet ama AKP Hükümetinin son dönemde attığı bazı adımlarla birlikte S400’lerin aktive edilmemesini düşünürsek, ABD Kongresinde patriot meselesinin gündeme alınması için lobi faaliyetlerinin yürütülmesi gibi hamleler de göz önüne alındığında Türkiye – ABD ilişkilerini yeni bir raya girmiş olarak nitelendirebilir misiniz?

Türkiye ABD ilişkilerinin “yeni raya” girdiği savı daha ziyade temenni düzeyinde. Bütün umutları Trump’a bağlayan Ankara eğer Trump yeniden seçilmez ise ne yapacak? Türkiye’nin Kongre’de ve ABD basınında imajı yerlerde; bu nasıl telafi edilecek? Türkiye kendi demokrasi sorununu çözmeden bunların değişmesi söz konusu değil.

Aynı zamanda Türkiye-ABD ilişkilerinin bozulma nedeni olarak, hükümetin Türkiye’nin Avrasyacı bir çizgide ilerlemesi için hareket eden yapılarla örtülü ya da açık bir şekilde ittifak kurduğu yorumları var. Türkiye’nin son yıllarda NATO ve batı bloğundan uzaklaşması meselesini de göz önünde bulundurursak siz bu meseleyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye ile ABD’nin arasındaki ilişkilerin bozulmasının iki tane başlıca nedeni var. Birincisi soğuk savaşın sona ermesi ve özellikle ABD’nin Irak işgalinden beri iki ülke çıkarlarının arasında gittikçe açılan makas. İnişi tetikleyen faktörler arasında ise her iki ülkenin Kürtlere yaklaşımını sayabiliriz. Irak’ta ayrışan çıkarların en net fotoğrafına çuval olayında tanık olmuştuk. Odağında Kürtler vardı. Benzer şekilde Suriye’de ABD askerlerinin arada vurulması pahasına da olsa ABD YPG iş birliğini hedef alan TSK’nın sınır ötesi operasyonları var. Bu saydıklarımız Türkiye’nin geleneksel devlet politikaları ve tehdit algılamasıyla alakalı bir durum. Mesele “Ergenekon yapılanmasının” Erdoğan’ı “rehin alması” ile alakalı değil.

İkinci önemli neden ise Erdoğan’ın Obama döneminde ABD’nin kendisine yönelik düşmanca tavır aldığı algısına bağlı. Yani daha net ifade edecek olursak ABD, İsrail ve Fethullah Gülen Cemaati’nin kol kola girip AKP iktidarını alaşağı etmek istediği inancından kaynaklanıyor. Bu duygu sanırım Gezi Parkı direnişi ile filizlendi, 17 – 25 Aralık yolsuzluk operasyonları ile perçinlendi ve 2016 darbe kalkışmasıyla doruğa ulaştı.

Be the first to comment on "Amberin Zaman: “Mesele Ergenekon yapılanmasının Erdoğan’ı ‘rehin alması’ ile alakalı değil"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*