Gürsel Tokmakoğlu: “Türkiye Doğu Akdeniz’de bir inisiyatif aldı, bunun paralelinde birlikte çalışacaklar buyursunlar”

“Türkiye – Amerikan ilişkileri nereye koşuyor?” dosyası kapsamında güvenlik stratejileri uzmanı Gürsel Tokmakoğlu ile yaptığım röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.

S-400 füze savunma sisteminin satın alınmasının sadece bir silah satın alması değil jeopolitik bir hat değişikliği olduğu sürekli işleniyor. Bu tam olarak ne demek size göre? Gerçekten F-35 projesi Batı’da olmak S-400 de Batı’yı bırakıp Doğu’ya geçmek anlamına mı geliyor?

Türkiye’nin hava savunma silahı ihtiyacı vardı, ABD’den istedi, olmadı ve ihtiyacını kendisi tedarik etti. Bu konu fazla sağa sola çekilmeden sadece bu merkezde ele alınsa iyi olur. F-35 bizim başından itibaren içinde olduğumuz bir projedir.

Türk savunma sanayi tamamen NATO silah sistemleri referans alınarak inşa edildi ve büyüdü. Bu dakikadan sonra Rus silah sistemleri tercih edilirse entegrasyon sorunları sebebiyle mevcut tüm silah sistemleri de değişmek zorunda kalmayacak mı? Yani 90’lardan itibaren NATO’ya üye olan eski Doğu Bloku ülkeleri gibi Türkiye de tüm silahlarını ve savunma sanayi kabiliyetlerini kendi kendine yok etmiş olmayacak mı?

Tedarik açısından 100+20’lik paketle halen işin içindeyiz. Diğer yandan Türk savunma sanayii şirketleri de Lockheed Martin’e tedarikçidir, üretim yapmaktalar, bu süreç devam etmelidir. Temel hedef milli silah sanayiinin ilerletilmesidir. Her Türk havacısı, hava ülkesini milli uçağıyla savunmak ve egemenliğini bu şekilde göstermek istemektedir ve edilen yemin bu şekildedir. Bu nedenle en kısa zamanda TF-X’i semalarımızda görmek istiyoruz.

Türkiye hâlâ bir NATO üyesi ülkedir, ittifak ruhuna sadıktır ve katkısı çok fazladır. Savunma sanayii bakımından ürünler temel düşünceyle elbette milli kabiliyetle ve ittifak sistemlerine entegre olacak biçimde inşa edilmelidir. Ancak yine ifade ediyorum, milli ve egemen olmak her anlayışın üzerindedir.

Türkiye’nin Batı’yla ya da ABD’yle ilişkisini sadece silah alışverişi olarak değerlendirme eğiliminde olan pek çok grup var. Siz dünyanın pek çok ülkesini takip eden birisiniz, Türkiye’nin kültürel olarak nereye ait olduğunu düşünüyorsunuz? Yani herhangi bir Türk ailesi, Rusya’da mı, Çin’deki yoksa ABD’de mi kültürel olarak kendisini daha rahat hisseder? Gözlemleriniz nedir? Aynı zamanda Türkiye’de sürekli köpürtülen ABD karşıtlığının karşısına Rus-Çin bloğu konularak ABD’nin bu savaşı kaybedeceği söyleniyor. Oysa jeopolitik olarak değerlendirdiğimizde ABD ve Rusya’nın ittifak yapması Rusya ve Çin’in ittifak yapmasından çok daha kolay ve sürdürülebilir görünüyor. Bu anlamda bugün farklı cephelerde görünen ABD ve Rusya’nın yükselen Çin tehdidine karşı bir araya gelme ihtimalini nasıl görüyorsunuz? Nazizme karşı yan yana durmayı başaran ABD ve Rusya, Çin’e karşı ittifak yapabilir mi/yapmalı mı?

Türkiye gelişmekte olan ülkeler sınıfına dahildir. Amaçları ve kabiliyetleri ölçüsünde güç mücadelesi verilen dünya coğrafyasında önemli bir konuma sahiptir. İki kutuplu dünyadan sonra tek kutuplu dönemde bölgesinde çok önemli değişimler yaşanmıştır; savaşlar, rejim değişiklikleri, kurumsal yapıların tekrar inşası, değer değişiklikleri vs. Türkiye’yi bu temel ve konjonktürel bağlamda, etkileşimi yüksek anlayışla ele almak zorunlu bir konudur. Çok boyutlu ve eksenli yöntemlerle Türkiye bulunduğu yer ve değerle insanlığa ve bölgesine barışı, istikrarı ve hakça paylaşımı önermektedir. Bu manada gelen gelir, anlayan anlar ve neticede Türkiye ile ilgilenir, isterse birlikte hareket eder ve pişman da olmaz.

Egemenlik söz konusu olduğunda uluslararası arenada ittifaklar teslimiyet mantığıyla yürümez, ancak güvenlik noktasında atılan imzaya adanmışlık şarttır, çünkü savaş başka türlü olmaz. Buna karşılık ekonomik ortaklık kazan kazan gibi klişelerle açıklansa da esasen kapitalin hükmedeni ile hareket etmenin güçlüklerini içerir. Bu ne demek? Kurumsal manada Çin, Hindistan, Rusya kendi kapasiteleriyle küresel ekonomide ancak birer girişimcidir. Olaya böyle bakıldığında ortaklıkların paylaşım ilkeleri çok özeldir. Bu çıkara dayalı özel ilişkilerin gelişmesinde fazlaca aceleci olmak tarafların işine gelmez.

Anlaşılmayan noktalar bunlar olunca ezbere ittifakları veya düşmanlıkları, taraf ifade eden açıklamaları bolca görürsünüz. Bunların önemi bir yere kadardır ki aynı zamanda şöyle de bakılmalıdır, piyasaları düzenleyenler birilerinin öyle konuşmasını veya tavır almasını istiyor olabilir, sahnelenen oyunlara iyi bakmak gerekir. Reel politik konularda çok cahilce davranış içinde olanları görmekteyim. Anlaşmalar öyle genellemelere dayalı olmaz. Şu an Türkiye Doğu Akdeniz’de bir inisiyatif aldı, bunun paralelinde birlikte çalışacaklar buyursunlar.

Be the first to comment on "Gürsel Tokmakoğlu: “Türkiye Doğu Akdeniz’de bir inisiyatif aldı, bunun paralelinde birlikte çalışacaklar buyursunlar”"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*